mavigibi.Com

Thursday, August 28, 2008

Ufak not

Mavigibi.com a hosgeldiniz.

Son yazılar

Rasgele yazılar

Son yorumlar

Randevular

Randevumda bi'şi yok

Kategoriler

Asp ve Ajax Bilinmeyenler Blog Dizi İnceleme Ekonomi English Gezi Yazıları Güncel Günlük İnternet Komik Yazılar Msn Müzik Popüler Şeyler Reklam Sinema İnceleme Siyaset Turuncu Üniversite Yaşam

Tabu Oynamıyoruz, Anayasa Yapıyoruz

12/14/2007 5:13:00 PM | 24

Anaysa Platformu Ulusal Çalıştayı’nın Genç Siviller Gözünden Basın Bülteni

Tabu Oynamıyoruz, Anayasa Yapıyoruz

-9 Aralık tarihlerinde Ankara’da TOBB öncülüğünde ve TEPAV organizasyonunda düzenlenen “Anaysa Platformu Ulusal Çalıştayı”na Genç Siviller olarak biz de katıldık. Sivil toplum kuruluşlarının evrensel pratiğinden gelen sivil ve demokratik reflekslerine şahit olma heyecanı içindeydik. O gün çocuklar gibi şendik, sivil ve demokrattık ama gün sonunda dev ‘bir ordu’ oluverdik. NGO postun bürünmüş, en mütevazısı 10 milyon vatandaşı temsil ettiğini iddia eden GONGO’ların istilasına uğradık.


Anayasa yapmak için orada olduğumuzu düşünüyorken, aslında tabu oynamaya geldiğimizin farkına vardık. İlk olarak, GONGO’ları yani meslek örgütü ve sendikaları yanına alan TOBB başkanı, ‘tabu kelimelerini’ büyük bir titizlikle açıkladı. ‘Kötü’ bir şey yapmayacağımızın cümle âleme ilan edilmesiyle tüm salonu huzur kapladı.
Takımlara bölündükten sonra elimize tutuşturulan “tabu kartlarında” bulmamız istenilen kelime “ Sivil ve demokratik bir Anayasa” idi.


Kullanılması yasak kelimler ise: Değiştirilmeyecek ve değiştirilmesi teklif dahi edilmeyecek maddeler; Atatürk milliyetçiliği, Cumhuriyet kazanımları(içini GONGOlar doldursun), Atatürk ilkeleri, x maddeleri, y fıkraları ve z haşiyeleri…


Diğer taraftan bazı tecrübeli oyuncular “kullanılmayacak kavramlara” bir de kendileri ekleme yapmışlardı: Kürt sorunu, başörtüsü, anadilde eğitim, üniter devlet, azınlıklar ve ifade özgürlüğü”
Bu kadar ‘ileri seviye’ bir tabu oyununda başarılı olmak bizim gibi çiçeği burnunda genç bir sivil toplum örgütünün harcı değildi. Başarı GONGOlara yakışırdı ve nitekim öyle oldu. Ortaya çıkan bazı anayasa önerileri Hammurabi’nin kulaklarını çınlatırken, bazıları ise Hammurabi kanunlarına bile rahmet okutuyordu.


Anayasa demokratik olacak, AMA şu maddeler, AMA şu şu ilkeler değiştirilmeyecek. Anayasa sivil olacak, AMA bu kurumların statüsüne, AMA şu şu ideolojilere ve AMA Ankara ruhuna daha doğrusu Ankara hayaletine dokunulmayacak.


Biz biliyoruz ki; AMA’lar suça ortaktır. Bu şartlarda yapılacak anayasanın iddia edildiği gibi “sivil ve demokratik anayasa” olmayacağı, AMAyasa ya da TABUyasa olacağı açıktır.


Sonuç olarak; oyun oynamak yerine gerçekten sivil bir anayasa yapmak istiyorsak, hiç değilse hazırlık sürecinde, her türlü tabudan kurtulmalıyız. Açık, şeffaf, ön kabulsüz, geniş katılımlı bir tartışma zemini oluşturmalıyız. İlk söze değiştirilemez, hatta değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerle başlamamalıyız. Kanunla kurulmuş GONGO’ları sivil inisiyatifin temsilcileri; önerilerini de halkın görüşüymüş gibi sunmamalıyız.


Artık biraz büyümeli, bu oyunu oynamaktan vazgeçmeliyiz.


Sivil, demokratik bir anayasaya sahip olmak bizim de hakkımız.

yorumlar



Korkak Yazı

10/25/2007 9:01:00 PM | 24

İşin boyutu değişti... Bunu bekliyordum.

İş, PKK’yı ezmekten çıkarılıyor, “Musul’u ve Kerkük’ü almak” özlemi su yüzüne fırlıyor! Ortalıkta haritalar dolaşıyor, herkes “jeostrateji” bilgini kesilmiş, sınırları herkes kendi kafasına göre yeniden çiziyor.

Kuzey Irak, PKK, Sınır ötesi operasyon, Erdoğan, DiplomasiBütün berber çırakları ve taksi sürücüleri dış politika uzmanı oldular... Okey tahtası devirilip felsefe yapılıyor, maça kızı çekerken ordular yürütülüyor, ılık ıhlamura kesme şeker atıp ordular bozuluyor... Evkaftan mütekait Atıf Bey başımıza Carl von Clausewitz kesildi! Tezgâhtar Muzaffer oldu Moltke, bakkal Cengiz sanki Hindenburg, tekel bayii Tarık da Ludendorff...

Öte yandan, “dünyanın kışkırtmaya en kolay gelen halkı”, kendisinden beklenen şekilde, ufak ufak taşkınlığa da koyuldu: Bursa’da bir Mardinli’nin dükkânını yağmalamışlar, adam “seksen iki yıldır burada oturuyor ve çalışıyoruz” diye ağlamış. Başka yerlerde kahvehaneler taşlanmış, üç kişi de bıçaklanmış. Muğla’da iki tinerci bir gence saldırınca “Kürtler yaptı” söylentisi yayılmış ve gene kahvehaneler basılmış. Bu arada “uzun saçlı ve küpeliler” de sopa faslında aradan çıkarılmışlar! Ayvalık’ta hızını alamayanlar bazı Afrikalılar’a bile saldırmışlar, evet, zencilere!... Şaka gibi ama değil.

Gene bir “6/7 Eylül sersemliğine” doğru mu gidiyoruz?

Eh, bedelini de öderiz.

Bedelleri hatırlatınca da bana korkak dediler. “Yusuf yusuf” atıyormuş yüreğim, sanki bu yaşımda ve bu göbeğimle cepheye gidecek olan benmişim gibi...

Peki, öyle olsun. Ben korkuyorum.

Tövbe, cepheden değil. Cepheden kuşkum yok. Musul’u da Kerkük’ü de alır, Barzani’yi de tükürükle boğarız. Şu kurulup da kurulamayan Kürt Devleti’nin çanına ot tıkarız. Amerika karışmasa Bağdat’a bile yürürüz. Türk ordusu üç buçuk çapulcunun canına okur. Yunan ordusunu ezmiş geçmiş ordumuz bu serserileri havada karada dümdüz eder. Çok acılar çektiririz bize acı çektirene, misliyle karşılık veririz... İşin bu yanı kolay.

Sonrasından korkarım.

Yani, Amerika’nın bize atacağı açık ya da gizli kazıklardan. Çıkaracağı faturadan.

Daha açık konuşayım: Yeni bir “12 Eylül öncesinden” korkarım. Yaşı otuzun altında olanlar o korkunç günleri bilemezler. Devamı için tıklayın

Provokasyon, kışkırtma, fişfikleme, huzur bozma, korkutma

yorumlar



Referandum

10/19/2007 11:44:00 AM | 24

21 Ekim'de bir kez daha sandığa gidecek ve bazı anayasa değişiklikleri için 'Evet' veya 'Hayır' diyeceğiz ki ben evet diyeceğim :)


Referandum paketinde neye oy vereceğiz?


Hayatımın ilk oyunu 22 Temmuz'da kullanmıştım, şimdi sıra referandumda… Tabiki bende yapılan değişikliklere “evet” diyorum. Bu tarihi referandumla beraber “pek egemen güçlerin” silinişini göreceğiz sanırsam. Şimdiden hayırlı olsun :)

Referandum kesin sonuçlarına göre, katılım oranı yüzde 67.51, 'Evet' oylarının geçerli oylara oranı yüzde 68.95, 'Hayır' oylarının geçerli oylara oranı yüzde 31.05 oldu.

Nerde kalmıştık peki? :)

yorumlar



Yeni Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül

8/28/2007 6:30:00 PM | 24

11. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül
Yeni Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül oldu (:

yorumlar



Dersimiz Demokrasi

7/20/2007 9:02:00 PM | 24

Genç siviller rahatsız! 27 Nisan'ın cevabı 22 Temmuz'da verildi.

Dersimiz Demokrasi: Sınıfta Kalanlar ve Sınıfı Geçenler


Bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin amatör vatandaşları, gençler olarak bugüne kadar herhangi bir askeri darbeye,  muhtıraya gün be gün şahitlik etmemiştik. 
27 Nisan’da biz de milli olduk. 
 
Ve en kötüsü de bu ülkede darbeler nasıl meşruiyet kazanır, darbelere karşı neden direnilmez sorularına net cevaplar almış durumdayız 
 
Hayal kırıklığı ve utanç içindeyiz. 
 
Bugün Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde muhtıra ve 367 oy saçmalığıyla hukuk ve demokrasi ayaklar altına alınıyor.  
 
‘Ama AKP’ye destek veriyor durumuna düşmeyeyim’ sendromu yüzünden aralarında demokrat bilinenlerin de olduğu pek çok kişi, kurum, çevre şimdiden çuvallamış durumda.
 
AKP’ye kim hangi gerekçeyle karşı olursa olsun, bir muhtıra varsa siyasi tartışma yapılamaz.
 
Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasına karşı çıkanlar olabilir ama meşruiyetinden kuşku duyulamayacak bu seçimi engellemek için uydurulan hukuki yorumlara, yayınlanan muhtıralara tepkisiz kalmak, net duruşlar ortaya koyamamak kabul edilemez.
 
‘Muhtıra oldu, halk da muhtıracıları destekledi, çekilsin, seçime gidilsin’ demek ise muhtıracıların taleplerini dillendirmektir.
 
Bunun 1961'de aday olmaması için  açıkça dönemin paşaları tarafından ölümle tehdit edilen Ali Fuat Başgil için ' zaten sağcıydı, ordu da istemiyordu, uzlaşma olsun Cemal Gürsel seçilsin' demekten, 1973'te ‘askerler meclisi bastı, Ecevit’i tehdit etti, istikrar için Faruk Gürler cumhurbaşkanı seçilsin’ demekten hiçbir farkı yoktur.
 
Tarih bunu böyle yazacak.
 
Bu kadar darbe geçirmiş 'demokrat büyüklerimizin' bu çıplak gerçeği görecek bir deneyimi ve entelektüel özgüveni biriktirememiş olmaları ümit kırıcıdır.
 
Demokrasi bu kadar pragmatizmi kaldırmaz. Bir muhtıranın yarattığı kaostan siyasi medet umanlardan biz hiçbir medet ummuyoruz. 
 
Her darbenin kendince haklı gerekçeleri olabilir. Olayları darbeye, muhtıraya götüren süreçte elbette hükümetlerin de hataları vardır. 27 Mayıs’ta da, 12 Mart’ta da, 12 Eylül’de de, 28 Şubat’ta da.  
 
Ama hiçbir gerekçe bir darbeyi haklı çıkarmaz. 
 
Bir ülkede askerler muhtıra verdiğinde, kanaat önderleri, siyasetçiler, akademisyenler, gazeteciler hükümetin muhtıraya gelen süreçteki hatalarından dem vuramazlar.
 
Siyasi analistçilik oynamazlar.  
 
Muhtıraya karşı çıkarlar.  
 
Çünkü bir muhtıra varsa siyaset bitmiştir.  
 
Önce yapılması gereken muhtıraya karşı çıkmaktır.  
 
Bugün siyasi tarih yazmak değil, yapmak günü.
 
Bugün bu muhtıraya karşı çıkmayanlar, bundan 20 yıl sonra bu muhtıranın tarihi yazılırken  muhtıraya göz yuman erken analistler olarak darbe tarihimizdeki şanlı yerlerini alacaklardır.  
 
Muhtıraya destek vermesi beklenenler bizleri yanıltmadı. Onlara omuzlarına taktıkları yeni rütbeleriyle başarılar.  
 
Ama ya demokrat bildiklerimiz! 
 
Demokratlık zor zamanlarda belli oluyor.
 
Türkiye’de demokratlığın sadece kendine demokratlık olduğunu 27 Nisan’dan bugüne geçen birkaç gün içinde içimiz acıyarak yeniden görmüş olduk.
 
Ve Türkiye’de bu otoriter sistemin nasıl bir dengeler mekanizması kurduğunu, zencileri zencilere kırdırarak ayakta kaldığını çıplak biçimde anlamış olduk.
 
Ortada açık bir askeri müdahale varken  ve bir gazetenin reklam kampanyalarıyla şişirilmiş taktiksel  bir ‘irtica geliyor’ söyleminden başka ciddi açık bir tehlike görünmezken ‘ne darbe ne şeriattan’ başka bir şey söylemeye dilleri varmayanları, bir denklem kurmadan, tepkisini hükümsüzleştirmeden muhtıraya karşı çıkamayanları, bugüne kadar çok eleştirdikleri 12 Eylül’ü destekleyen muhafazakarlarla aynı demokrasi cehennemine gönderiyoruz. 
 
Artık ne 12 Mart’da, ne 12 Eylül’de gördüğünüz işkenceler, yaşadığınız mağduriyetlerle ilgili hikâyelerinizi dinleyeceğiz, ne de 12 Eylül’e destek veren ya da ses çıkarmayanlar hakkında okuduğunuz lanetleri.
 
Bundan sonra ötekini anlamak, farklılık, demokrasi, AB kriterleri, hukuk devleti üzerine yazdıklarınızı okumayacağız, yaptıklarınızı takip etmeyeceğiz.
 
Demokrasi sınavı devam ediyor, hala bu ders geçilebilir. Tum sivil demokratik güçleri siyasi çekincelerini bir tarafa bırakarak muhtıraya karşı demokratik süreci desteklemeye davet ediyoruz.

 

yorumlar



1