Korkak Yazı

İşin boyutu değişti… Bunu bekliyordum.

İş, PKK’yı ezmekten çıkarılıyor, “Musul’u ve Kerkük’ü almak” özlemi su yüzüne fırlıyor! Ortalıkta haritalar dolaşıyor, herkes “jeostrateji” bilgini kesilmiş, sınırları herkes kendi kafasına göre yeniden çiziyor.

Bütün berber çırakları ve taksi sürücüleri dış politika uzmanı oldular… Okey tahtası devirilip felsefe yapılıyor, maça kızı çekerken ordular yürütülüyor, ılık ıhlamura kesme şeker atıp ordular bozuluyor… Evkaftan mütekait Atıf Bey başımıza Carl von Clausewitz kesildi! Tezgâhtar Muzaffer oldu Moltke, bakkal Cengiz sanki Hindenburg, tekel bayii Tarık da Ludendorff…

Öte yandan, “dünyanın kışkırtmaya en kolay gelen halkı”, kendisinden beklenen şekilde, ufak ufak taşkınlığa da koyuldu: Bursa’da bir Mardinli’nin dükkânını yağmalamışlar, adam “seksen iki yıldır burada oturuyor ve çalışıyoruz” diye ağlamış. Başka yerlerde kahvehaneler taşlanmış, üç kişi de bıçaklanmış. Muğla’da iki tinerci bir gence saldırınca “Kürtler yaptı” söylentisi yayılmış ve gene kahvehaneler basılmış. Bu arada “uzun saçlı ve küpeliler” de sopa faslında aradan çıkarılmışlar! Ayvalık’ta hızını alamayanlar bazı Afrikalılar’a bile saldırmışlar, evet, zencilere!… Şaka gibi ama değil.

Gene bir “6/7 Eylül sersemliğine” doğru mu gidiyoruz?

Eh, bedelini de öderiz.

Bedelleri hatırlatınca da bana korkak dediler. “Yusuf yusuf” atıyormuş yüreğim, sanki bu yaşımda ve bu göbeğimle cepheye gidecek olan benmişim gibi…

Peki, öyle olsun. Ben korkuyorum.

Tövbe, cepheden değil. Cepheden kuşkum yok. Musul’u da Kerkük’ü de alır, Barzani’yi de tükürükle boğarız. Şu kurulup da kurulamayan Kürt Devleti’nin çanına ot tıkarız. Amerika karışmasa Bağdat’a bile yürürüz. Türk ordusu üç buçuk çapulcunun canına okur. Yunan ordusunu ezmiş geçmiş ordumuz bu serserileri havada karada dümdüz eder. Çok acılar çektiririz bize acı çektirene, misliyle karşılık veririz… İşin bu yanı kolay.

Sonrasından korkarım.

Yani, Amerika’nın bize atacağı açık ya da gizli kazıklardan. Çıkaracağı faturadan.

Daha açık konuşayım: Yeni bir “12 Eylül öncesinden” korkarım. Yaşı otuzun altında olanlar o korkunç günleri bilemezler. Devamı için tıklayın

İçinizde kalmasın, siz de yorum yazın.