Evliya Çelebi’nin “Çok memleketler gördüm böylesine rastlamadım.” dediği Rodos, bugünlerde yine gündemimizde. Bodrum’un ikizi denebilecek beyaz evleri ve geniş plajlarıyla çevrili Rodos’ta, 3 bine yakın Türk yaşıyor. Adada pek çok Osmanlı eseri mevcut.
Ege’nin en popüler ve en bilinen adası Rodos bugünlerde yeniden gündemde. Ama bu kez ne Ortaçağ’ın korku salan şövalyeleri, ne Kanuni’nin yaptığı inanılmaz kuşatma ne de efsaneleşmiş gülleriyle.. CHP lideri Baykal gazetecilerle yaptığı bir sohbette kendisine olan güvenini göstermek için ‘Seçimi kaybedersem Rodos’a kadar yüzerim.’ demişti. 22 Temmuz akşamından itibaren seçim sonuçları kadar ‘Baykal’ın Rodos’a ne zaman yüzeceği’ tartışıldı. Hatta iyi yüzücüler tüyolar verdiler. Baykal’ın ne zaman yüzerse başarılı olacağından tutun da nasıl antrenman yapacağına kadar onlarca gündem maddesi oldu. Bu tartışmalara bir de Hürriyet yazarı Mehmet Yakup Yılmaz’ın patronu Aydın Doğan ve Ertuğrul Özkök ile önümüzdeki bayram namazını Rodos’ta kılacaklarını açıklamasıyla yeni bir Rodos gündemi daha doğdu.. Peki ama neresi bu Rodos ve bizimle yakınlığı sadece Marmaris’in burnunun dibinde olması mı?
Söz konusu Rodos olunca önce biraz tarihe bakmak gerekir. Çünkü bu adada göreceğiniz her şey tarihten bir dönemin yansımasıdır. Rodos denizden gelen misafirlerini hep görkemli surlarıyla karşılar. İster bugün, ister 1520’de Osmanlı kadırgalarıyla gelmiş olun fark etmez. Evliya Çelebi’nin “Çok memleketler gördüm böylesine rastlamadım.” dediği Rodos Kalesi bütün heybetiyle karşınızdadır. Binlerce şehit veren Osmanlı ordusu da bu surların önündeki limandan aylarca yüklenmişti Rodos’u fethetmek için. Osmanlı için İstanbul’un fethi kadar önemliydi Rodos’un fethi ve Osmanlı sultanı Kanuni aylar süren abluka sonunda bir aralık günü adayı teslim almış ve şöyle demişti: “Bağrımızdaki hançeri çıkardık.” Genç Osmanlı sultanı, Rodos için ‘bağrımızdaki hançer’ ifadesini kullanmıştır; çünkü 1300’lü yılların hemen başından itibaren bu topraklar Hıristiyanlığın İslam’a karşı tek ve güçlü kalesi durumuna geçmiştir. Tarihî kayıtlara göre İslam ordularının 1291’de Kudüs’ü fethetmesiyle buradan çıkan Saint Jean şövalyeleri önce Kıbrıs’a oradan da Rodos’a geçerler. Rodos şövalyeleri, Osmanlı orduları ne zaman Avrupa’ya yönelse ya da ne zaman Akdeniz’e açılsa rahatsızlık verdikleri için Muhteşem Süleyman yönünü 1520 yazında Rodos’a çevirmiş ve tarihin en büyük kuşatmalarından birini yaparak ‘bağrındaki hançer’i çıkarmıştı. Bu tarihten itibaren 389 yıl Osmanlı toprağı oldu Rodos… Türk diplomasi tarihine geçecek bir başarısızlık örneğiyle de 1947’de Yunanistan’a verildi.
***
Peki şimdiki Rodos nasıl bir yer? Aslında iki farklı Rodos’tan bahsetmek mümkün. Birincisi ve bizi daha çok ilgilendiren ‘tarihî Rodos’ diğeri de Bodrum’un ikizi denebilecek beyaz evleri ve geniş plajlarıyla çevrili ‘turistik Rodos’. Daha limandayken gördüğünüz yuvarlak kubbeler, ince zarif minareler, Osmanlı’nın bir fetih sembolü olarak hediye ettiği saat kulesi size hiç de yabancı olmadığınız bir yere geldiğinizi söyler. Burada ‘tanıdık’ çok şey vardır. Hatta çarşıda ya da sokaklarda aksanlı Türkçe konuşan insanlara da rastlayabilirsiniz.
Rodos şövalyelerinin Akdeniz’e korku saldığı günlerden kalan Rodos Surları’nın kapıları ise aslında bir zaman makinesi kapısı gibidir. Surların dışındaki yollarda teknolojinin son harikası otomobiller vızır vızır işlerken, begovillerle süslü sur kapılarından içeri adım attığınız zaman bir anda Ortaçağ’a gidersiniz. Milyonlarca taş kullanılarak özenle döşenmiş dar sokaklardan yürürsünüz nereye gittiğinizi bilmeden. Her köşebaşı yeni bir bilinmeze kapı açar; siyah ve güçlü atına binmiş, zırhından sesler çıkartarak gelen bir şövalye önünüze çıkıverecek gibidir. Her kapı her dehliz tarihten sayfalar gibi açılır... Evler, sokaklar, yüzlerinde derin çizgiler olan yaşlı insanlar… Surların içerisinde yeni hiçbir şey yoktur. Rodos’un bu kesimi gerçek Rodos’tur ve camileri, kiliseleri, manastırları ve çarşılarıyla adeta bir renk cümbüşüdür. Her taşın ayrı bir hikayesi vardır.
Tabii ada yaklaşık 400 yıl Osmanlı yönetiminde olunca çok sayıda tanıdık eser de var. Bugün ayakta kalmış 7 cami var. Fakat bunlardan sadece bir tanesi ibadete açık. Diğerleri yıllardır restorasyon geçiriyor. AB fonlarıyla restorasyonu tamamlanan camiler ise müze olarak kullanıma açılıyor. Yaklaşık 100 bin nüfuslu adada bugün 3 bin civarında Türk yaşıyor. Türk köyleri hâlâ Türkiye’ye göçmemiş yaşlı Türkleri barındırıyor. Aslında Rodos’taki Osmanlı izleri sadece camilerle sınırlı değil. Kütüphane, saat kulesi, medrese, okul, türbe, han ve hamamlar ziyaretçilerin gözdesi. Rodos’taki Türk kimliğini bugüne kadar vakıflar taşımış. Vakıflar, Türk cemaatinin bir arada kalması için tutkal görevi görmüş. Rodos’ta Türklerin en faal olduğu yer Murad Paşa Külliyesi. Çam ve okaliptüs ağaçlarıyla kaplı külliyede cami, türbe ve Osmanlı mezarları var. Bu mekanın sembolik önemi var; çünkü Osmanlı Donanması ne zaman Akdeniz’e açılsa Murat Paşa’nın kabrini topla selamlayıp gidermiş.
Burada hakkaniyetli davranıp Yunanlıları tebrik etmek gerek. Çünkü tarihî Rodos çok iyi korunmuş. Surların içerisinde yaşam sanki 500 yıl öncesinden kalma. Ne sokaklar bozulmuş ne de binalar... Ara sıra geçen motosikletler olmazsa zamanın birkaç yüz yıl önce durmuş olduğunu düşünmeniz işten bile değil. Surun dışında ise başka bir dünya var. Bir bakıma tipik Yunan adası denebilir. Her yer az katlı beyaz evler, geniş ve cazip plajlar, boğucu sıcakta oturup nefes almanızı sağlayacak kafeler... Söz kafelerden açılmışken adanın yemek kültürü tipik Akdenizli. Yani bize de çok uzak değil. Ama ne yerseniz yiyin mutlaka frappeyi deneyin. Bir nevi soğuk nescafe olan frappe Yunanlıların iyi yaptıklarını iddia ettikleri nadir şeylerdendir... Pek de haksız sayılmazlar aslında. Adanın turistik olan bölümünü gezmek için çok zaman harcamak gerekmiyor denebilir. Türkiye’ye göre oldukça ucuz olan taksilerle ‘şöyle bir turlamak’ yeterli olacaktır. Bu yüzden zamanınızı surların içindeki dünyayı keşfetmek için harcamanızda fayda var.
Rodos için çok şey söylenebilir. Çünkü eski Rodos’taki her taş üzerine ciltler dolusu kitaplar, sayfalar dolusu şiirler yazılmış. Fakat burayı en iyi tarif eden Rodoslu bir yazar; Celaleddin Rodoslu olmuştur: “Rodos, ilkbaharda saf ve bakir yaseminlerle süslenmiş pembe bir kızdır, Rodos her dem baş döndürücü koku saçan bir demet taze güldür. Güzellik ve aşk, şiir ve sevda yuvasıdır. Rodos ruh ve hülyanın sükuna kavuştuğu yeryüzü cennetidir.”
Osmanlı’nın son döneminde adanın bir sürgün yeri olduğu düşünüldüğünde insanın ‘beni de Rodos’a sürün’ diyesi geliyor.

Rodos’a CHP lideri gibi yüzerek gitmeyi denemeyecekseniz iki yöntem var. Birincisi ve en pratiği Marmaris’ten yaz-kış sefer yapan feribotlar. Hızlı olanı 50 dakikada, sakin sakin gideni 2 saatte varıyor. Vize meselesi biraz karışık. İki ülke arasındaki ilişkilerin seyrine göre bazen istenmiyor, bazen de ‘yassah hemşerim’ deyip vize isteyebiliyorlar. Bu yüzden gitmeden önce her ihtimale karşı sormakta fayda var. Diğer yöntem ise Atina aktarmalı uçak yolculuğu.
Kaynak: zaman-cumaertesi Resimler: flickr
Ben de yazayım
Rasgele Yazılar ÖSYM ek yerleştirmeler ve kontenjanları , Yeni Avea Oh Be Şarkısı, Rescue Me Dizisi, Apple iPhone 3G, Dersimiz Demokrasi, Alaçatı - Gezi Yazısı ღ, Lanetli Bataklık, Natasha Bedingfield Şarkıları, Hüdayi Yolu - Marmaray Boğaz Tüp Geçişi, Üniversitede Özgürlük Bildirisi,
Mine demiş ki,
10/29/2007 7:33:00 PM
Teşekkürler çok güzel bir yazı... Şimdi Rodos'ta olmak vardı of! :)ayse demiş ki,
11/25/2007 6:41:53 PM
cok beyendim mineye katılmamak mümkün değilTodaytoDie demiş ki,
12/3/2007 5:56:53 PM
İmKan olsa ilk gidecegim yerlerden biri olurdu :))yedibelahüsnü demiş ki,
12/23/2007 10:14:35 PM
Anlatılan kadar var gittim gezdim. Türkiye'nin elinde bulunsaydı şimdi çok daha iyi olurdu.pesimist demiş ki,
1/1/2008 6:06:50 PM
güzel bi yere benziyo hakkında bu kadar güzel şeyler yazılabildiğine göre ... gidip gezmek lazımseda demiş ki,
1/7/2008 8:34:26 PM
çok güsel bi yere benzio bi fırstını bulup gitmek lazım eğer imkanım olursa kesin gidicemmehmet okur demiş ki,
1/13/2008 7:10:49 PM
eee osmanlı'nın kötü yerlerle işi olur mu?demek ki iyi bir yermiş hüküm sürmüşler ama kime niyet kime kısmet de mi !!merve demiş ki,
2/28/2008 3:24:47 PM
yha ben de gezi yazısı arıyom ama bu çok uzun sevmedim :S nese hade qüzel mişşule demiş ki,
3/18/2008 12:22:03 PM
ben rodosluyum benzer bir yazı bende yazmıştım...anlatım ve gözlem çok iyi!Yüreğinize sağlık,çok beğendim....gerçekten yaşanılası güzel ve gizemli bir yer...hatice demiş ki,
4/1/2008 3:27:32 AM
bnde bir rodoslu olarak anlatımınızı cok begendımm..cokta hosuma gıttıı..burda okuyunca daha bı degerını anladım:)gercekten agzınıza saglık..nesrin demiş ki,
4/8/2008 10:01:15 PM
bende kos adasinda oturmaktayim.rodosa cok uc bes kez gitmisimdir.cok guzel bir ada gormenizi tavsiye ederim.kos tan katamaran[deniz ucagindan daha hizli] iki saatte gidiyor.eger buyuk vapur isterseniz dort saatte gidersiniz.gorulmeye deger.Özgün Zaimoglu demiş ki,
8/30/2008 2:18:27 AM
Merhaba,Eylul sonunda Rodos'a gitmek istiyorum. Kalacak yer konusunda sizden fikir alabilir miyim?Turla gitmek istemiyorum,ancak ada icindeki ulasim konusunda da cok fazla bilgi edinemedim.Genelde araba kiralamak iyi olur seklinde yorumlar okuyorum, buna gerek var mi ?
Tesekkurler
Özgün
JADE demiş ki,
10/7/2008 7:03:30 AM
rodosa gidip ordanda baska ulkeye gecme sansım varmı yesil pasaportum var bu konu hakında bilginiz var ise yazarsanız sevinirim harika bir yer gormek istiyorum anlatıklarınız beni cezbeti ama tura rodoston baslama sansım varmı onu bilemiyorum